xcvxcv
 
 
1949 yılında Rize’de doğmuşum. Karadeniz’li olmamın, olumlu ve olumsuz etkileri var elbette, kişiliğimde…Ama, beni en çok ilgilendiren, sanatçı yanımdaki olumlu yansımaları..Heyecan, ritm ve görsel zenginlik gibi.. Bir de kırk yıl yaşadığım, İstanbul doğasının da etkileri var tabii ki, üzerimde.
 
Bir çok hocadan ve sanatçıdan etkilendim. Halâ, etkileniyorum. Bu kapımı, özellikle açık tutmaya çalışıyorum. İlkokul birinci sınıfta, öğretmenimin, kaabiliyetimi keşfinden yıllar sonra, hocalarım Hasan Kavruk ve Osman Zeki Çakaloz, biçimlendirdi bendeki hamuru, diyebilirim.
 
Kayseri’deyken dışarıdan katıldığım, konservatuar resim bölümü dersleri ve çeşitli kursların dışında, resmî bir okuldan, sanat eğitimi almadım. Alaylıyım. Fakat, kırk yıllık süre içinde, kendimi çok iyi eğittiğimi söyleyebilirim. Bu konuda, tevazû göstermeyeceğim.. Bu eğitime, halâ devam ediyorum.
 
Üniversite öğrencisiyken, maddi katkısı da olsun diye, Beyoğlu, İstiklâl caddesinde portre karıkatür çizerdik, halka. Renklisi beş, renksizi ikibuçuk liraya… Konulu karıkatürler de çizdim. Akbaba ve Ustura dergilerinde yayınlandı bazıları.
 
Yağlıboya da yapıyorum, ama, suluboyada daha iyiyim galiba. Kullandığım malzemeler: Daha çok likit suluboya olmak üzere, tablet veya tüp suluboya da kullanırım. Bu, likit suluboyayı, ülkede, en çok kullanan benim galiba. Etkili ve kuvvetli renk olanağı sağladığı için, benim tarzıma uygun geliyor. Beş yıl önce, Urla’ya yerleştiğim sıralarda, İzmir’de bu malzemeyi kullanan ressam yoktu, diyebilirim. Şimdi ise, oldukça var.
 
 
Tarzıma gelince; etkilendiğim doğayı, aynen resmetmem. Kendi doğamı, yaratırım, kağıt veya tuval üzerinde. Ağır konularla, izleyici üzerinde, sentetik bir etki yaratmak istemem. Konu, ikinci plânda kalır. Bana göre, resim sanatının asıl öğeleri olan renk ve leke ile bir armoni yaratarak, düşünsel değil, görsel olarak, etki yaratmak gerekir, izleyici üzerinde…Dışarıdaki etkilerden çok, içeriden gelen tepkilerimin tesirindedir, resmim. Evet, kuvvetli boyasallık, biraz da şiirsellik…Arkada, olması gereken fon, öne çıkar ve desenle karışır. Sevgili Turan Enginoğlu’nun tesbit ettiği gibi, lirik ekspresyonist (şiirsel dışavurumcu) bir ressamım.
 
Okul yıllarımdan beri, severim öğretmeyi.. Bendeki, farklı olanı öğretmek, faydalı olmak isterim. İzmir Suluboya Ressamları Derneği’nde ve Urla’da, yeni açtığım Atölye Nüans’da, resim dersleri veriyorum. Bu işten zevk alıyorum.
 
1972’de, İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ni bitirdikten sonra, on-onbeş yıl kadar çeşitli işlerde dolaştım, durdum. Zengin olmaya çalıştım. Olamadım. “Zengin olma tehlikesini” atlattıktan sonra, tekrar resme döndüm.Bu gecikme için, kendimi cezalandırdım. Hasan Gürsoy’u, hayatının geri kalan zamanında, hergün resim yapmaya mahkûm ettim. Mahkûmiyetim el’an devam ediyor.
 
Bu, yirmiyi aşkın yıl zarfında, yirmibeş civarında kişisel sergim oldu. Çok sayıda fuar, festival, karma sergi gibi etkinliklere katıldım. Bunların içinde, beni en çok etkileyen, 2006 yılında, Nürnberg-Schwabach’daki sempozyum oldu. Çeşitli plâstik sanat dallarından, altı türk sanatçı ile birlikte, suluboya dalında da, Türkiye’yi temsil etmek üzere, beni davet etmişlerdi. Çeşitli ülke sanatçılarıyla birlikte, bir hafta boyunca, halka açık olarak, resim yaptık. Sonunda da, sergiledik. Oldukça, beğeni aldık. Eserleri, müze, sanat kuruluşları, belediye, Türk Konsolosluğu  gibi kuruluşlara verilmek üzere, orada bıraktık. Bu, benim için gururlandırıcı bir olay oldu. Orada, üzerime düşen görevi lâyıkıyle yaptığımı sanıyorum.
 
Ödül konusuna gelince; Ülkemizde, suluboya konusunda, yarışma, pek yapılmıyor maalesef. İyi olduğum alan, suluboya olduğu için, yağlıboya yarışmalarına katılmak istemiyorum açıkçası. Şimdiye kadar, sadece, üç yarışmaya katıldım; yağlıboya dalında, bir sergileme, suluboya dalında ise, bir birincilik ödülü aldım.
 
BAzı söyleşİlerden AlıntılAr
 
LİKİT SULUBOYA
Ülkemizde, az bilindiği için, istek üzerine, bu konuda kısa bir açıklama yapmak ihtiyacı duydum. En çok kullanılanı tablet suluboya olmakla beraber, tüp ve likit suluboya ile birlikte üç türlü suluboya vardır. Suluboyanın, bileşimindeki arap zamkı çok olduğunda akışkanlığı azalır, az olduğunda artar. Bunların içinde akışkanlığı en çok olan likit suluboyadır. Bu bakımdan, kullanılması daha zor olmakla beraber, çok etkileyici sonuçlar verir. Tablet suluboya ile birlikte kullanılmasını tavsiye ederim. Malzemeyi tanıdıktan sonra, verebileceğiniz kararla, bazı yerleri likit ile, bazı yerleri ise tablet ile boyamanız uygun olur. Ülkemizde, sadece “Ecolıne” markası satılan bu boya, yanlışlıkla markasının adıyla isimlendirilmektedir.
©2008 Hasan Gürsoy